Yağmurlu bir İstanbul sabahı, martıların çığlıkları eşliğinde hareket eden ada vapurundan seyrettim İstanbul’u. Güneş ışıklarına eşlik eden serin sabah rüzgarı günaydın diyor
Bugün Prens adalarının en büyüğüne Büyükada’ya gidiyorum.
Geride kalan Şehr-i İstanbul’a bakarak keyifle kahvaltımızı yaptık.Yağmurla gelen kalabalık, sıkışıklık ve de boğulmuşluktan uzaktayız…
Bugün Prens adalarının en büyüğüne Büyükada’ya gidiyorum.
Geride kalan Şehr-i İstanbul’a bakarak keyifle kahvaltımızı yaptık.Yağmurla gelen kalabalık, sıkışıklık ve de boğulmuşluktan uzaktayız…
İlk defa sonbaharda adaya geldim ve neden daha önce gelmedim diye hayıflandım. Ada sokakları sakin, dingin, huzurlu. Zaman sakinlikten yana akıyor.

Sonbahar’ın getirdiği hüznü, özlemi, hasreti sokaklarda suya düşen yapraklarda yaşıyorum sakince.
Yokuş sokaklar..
Merdivenli dik sokaklar,
Kapı önündeki domatesleri…
Begonviller solmakla solmamak arasında sabah güneşinde ışıl ışıllar..
Yaşanmışlıklar aradım köşklerin kapılarında. Film karelerinden fırlayıp gelmiş, fırfırlı şemsiyesini çeviren feraceli kadını, çiçekli kabarık elbisesiyle yanımdan geçen genç kızı, takım elbisesine uygun renkte fötr şapkasının ucu ile selam veren İstanbul beyefendisini gördüm.
Foto : Alıntı.. fayton fotosu çekmeyi atlamışım..
Sakinliği, sessizliği bozan tek şey ada klasiği olan nal sesleri ve Fayton zilleri.
Ah bir de fayton keyfi yapsam diye geçirdim içimden ama bugün sokakları arşınlama günü kaçarım yok.
Her sokağın bir kedisi köpeği var gibi.
Tel örgülerin arkasına kaçan ürkek tek gözü olmayan kara kedi.
komik kurukafa.. ada halkı çok eğlenceli…
Tepelerden komşu ada manzaraları
İstanbul manzarası
Ara sokaklar, tepeler, patikalardan sonra adanın merkezine indik. Hayatın aktığı, zamanın sükûnetini bozduğu yere. İskelede telaşlı insanlar gelip gidiyorlar. Dönüş vapur saati telaşına kapıldık..
Bir saat daha zaman ayırdık. Balık lokantalarının arasından geçerek sahil boyunca ve ara sokaklarda dolaştık. Bu sefer telaşlıydık kendimizi hapsettiğimiz zamanın darlığında ne kadar çok sokak görürsek o kadar iyi diyerek. Bu telaşla atopark’a çıktı yolumuz. Tüm faytonların dinlenme yerine.. keskin kokularına rağmen çekirdek çitleyerek geçtik aralarından :)
Ada iskelesi
Adaların üzerinde parlayan akşam güneşi…
Gün batımında bulutların muhteşem dansı
Gökkuşağı renklerinin denize muhteşem yansıması
Boş bardakları görünce aklıma rahmetli barış Manço’nun “kol düğmeleri” şarkısı geldi. Nedense??
Ayla
Canım hayırlı olsun blogun..:) Keyifle okudum, resimlere baktım ve adayı seninle yaşadım..:)Emeğine, gönlüne sağlık..
YanıtlaSilHayırlı olsun, çok güzel olmuş.
YanıtlaSilO narların ve domateslerin sahipleri değnekle seni kovalamadı mı
çok güzel fikir, çok beğendim..
YanıtlaSilçok teşekkürler...
YanıtlaSilBugüne kadar göz hakkı olarak aldığım şeyler için kimse kovalamadı :))))
Aylacım , Blogun hayırlı ugurlu olsun .İnsallah tıklanma rekorları kırarsın.
YanıtlaSilAda fotografların ve anlatımın icin teşekkürler. Gitmiş kadar oldum. Ada sonbaharda daha güzel degil mi? ahhhh bende o vapurda olsaydımmmmm
Sevgiler ve bol şans
Nefis ! Yaz yaz okuyalım , çek çek bakalım.
YanıtlaSilEline sağlık , süper.